Gelin bu bayram gül şerbeti içelim

0.00 avg. rating (0% score) - 0 votes

Osmanlı mutfağının geleneksel içeceği şerbetler, hem sağlıklı hem de serinletici.

  • Tatlı ihtiyacını gidererek yeme isteğini azaltan çeşit çeşit şerbetler, sıcak bayram günlerinde ikramların baş tacı olacak. Esteworld Plastik Cerrahi Hastaneleri Uzman Diyetisyeni Fatma Yıldız Arslan, “gelin bu bayram misafirlerimize baklava, kadayıf gibi ağır tatlılar yerine meyveli veya sütlü tatlılar ikram edelim. İkramlarımıza hem buz gibi hem de tatlı şerbetler ekleyelim.” önerisinde bulunuyor.

    Bir Ramazan ayını daha geride bıraktık. Otuz gün boyunca günde sadece iki öğün yemeye alışan metabolizmamız iyice yavaşladı. Oruç sonrası dönemde sürekli atıştırma, fazla tatlı yeme, sebze ve meyveyi tüketmeme gibi nedenlerle başta kilo alma, şeker ve tansiyonda artış gibi birçok sorun kapıda bekliyor. Bayramda ailelerin bir araya gelmesi, mutlu birlikteliklerin ve paylaşımların olması ve normal zamanda sık yapılmayan uzun uğraş gerektiren ve bayramların gözdesi ağır yiyeceklerle bezenmiş süslü sofralar ne yazık ki bu sorunlara davetiye çıkarıyor.
    Esteworld Plastik Cerrahi Hastaneleri Uzmanlarından, Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Yıldız Arslan, bu sorunların en aza inmesi için geç saatlerde kurulan sofralardan uzak durulması gerektiğinin altını çiziyor. Dyt. Arslan diğer önerilerini şöyle sıralıyor: “Öğün aralarında muhakkak bol meyve tüketilmeli, sebze yemekleri sofradan eksik edilmemeli, bol bol su içilmeli, eğer bir öğünde çok fazla kaçırdığımızı düşünüyorsak diğer öğünü yoğurt, salata gibi hafif yiyeceklerle geçirmeliyiz. Kesinlikle çok uyumamalı ve kısa mesafeler de olsa yürümeye çalışmalıyız. Ağır, yağlı ve ağdalı tatlılarda uzak durmalıyız.”
    Geleneksel bayram sofraları, baklavalar, hamur işleri, sarma ve dolmalar gibi yiyeceklerden alınan kalorilerin, hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle harcanamadığını belirten Dyt. Arslan, alınan bu kalorilerin rahatlıkla kiloya dönüştüğünü hatırlatıyor. Dyt. Arslan bu nedenle daha az kalorili ve hafif yiyecekleri tercih etmekte fayda olduğunu hatırlatıyor.
    Ağır tatlılar yerine meyve tatlılarını öneren Dyt. Arslan; “örneğin Osmanlı mutfağında hamur tatlıları, meyve tatlıları ve sütlü tatlılar olmak üzere üç grup tatlı çeşidi vardır. Hamur tatlıları grubuna, baklava, şöbiyet, revani gibi tatlılar giriyor, meyve tatlıları; ayva tatlısı, incir tatlısı, kayısı dolması gibi daha hafif tatlılardan oluşuyor, sütlü tatlılar da sütlaç, keşkül, muhallebi, güllaç gibi hafif tatlılardandır. İşte bu tür hafif tatlıları tercih etmeliyiz.” diyor.
    Söz Osmanlı mutfağından açılmışken unutulmaya yüz tutmuş şerbetlerin de tatlı, bir o kadar da sıvı ihtiyacını karşılayan mükemmel besinler olduğunu unutmamalıyız. Böğürtlen, çilek, kızılcık, kayısı, portakal, mandalina, şeftali gül, amber, fulya çiçeği, menekşe, yasemin, keçiboynuzu, dut, gelincik, nar, kuşburnu, üzüm gibi daha onlarcası yapılabilen şerbetlerin, daha az kalorili ve daha hoş aromalı olduğu aşikar.
    Dyt. Arslan, şerbetlerin sürekli yeme isteğini azaltarak mide kapasitesini azalttığını kilo alım hızını düşürdüğünü de hatırlatıyor. Dyt. Arslan, şerbetin faydalarını saymakla bitiremiyor: “Hazımsızlığı, huzursuzluğu ve mide kramplarını engeller, kişinin tatlıya karşı isteğini azaltır. Gelin bu bayram biz de misafirlerimize baklava, kadayıf gibi ağır tatlılar yerine meyveli veya sütlü tatlılar ikram edelim. İkramlarımıza hem buz gibi hem de tatlı şerbetler ekleyelim. Böylece hem tatlı isteğimizi karşılamış hem de güzel bir geleneğin devam etmesini sağlamış oluruz.”
    Kaynak:milliyet.com
Kadınlar artık Türkiye'nin en iyi kadın sitesi Pegarose.com'da.Kadınlar için hazırlanan en geniş zayıflama, diyet, göbek eritme , güzellik ve kadın portalı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.