Doğum korkusunun nedenleri

5.00 avg. rating (96% score) - 1 vote

Son zamanlarda sezaryenle yapılan doğumsayısında müthiş bir artış yaşanmaktadır. Normal yani vajinal doğuma alternatif olan sezaryen doğumlardaki artışın en büyük nedeni doğum korkusu… Peki, ne oldu da bu kadar korkar olduk doğum yapmaktan? Önceden çok normal olan bu olay neden bu kadar ürkütücü geliyor anne adaylarına? Doğum Psikoterapisti, Doula ve Doğuma Hazırlık Eğitimcisi Sibel Deniz Toledo anlatıyor.

Günümüzde en önemli sezaryen sebeplerinden biri doğum korkusu. Korkularımızın temeli öğrenmelere, koşullanmalara ve travmatik yaşantılara dayanıyor. Örneğin bir çocuk eğer annesi köpekten korkuyorsa ve bu yüzden onu da ikazları ile korkutup köpeklere yaklaştırmıyorsa doğal olarak köpeklere karşı korku geliştirecektir. Ya da bir kişi asansörde kalmış ve çıkarılmak için uzun sayılabilecek bir süre beklemiş, bu sürede de panik, gerginlik, stres yaşamış ise asansöre binme konusunda ciddi bir korku geliştirecektir.

Korkuya neden olan bir başka durum ise belirsizlik ve bilinmezliktir

Belirsizlik durumları insanda çok ciddi gerilim ve stres yaratır. Bu da beyin tarafından tehlike sinyali olarak algılanır ve adrenalin hormonu devreye girer. Adrenalin hormonu tehdit karşısında salgılanan ve kaç ya da savaş tepkisine neden olan hormondur. İnsanlar ilkel çağlarda bu sayede tehlikelerden kaçabilmiş ve hayatta kalabilmişlerdir. Bilgi ise belirsizliği ortadan kaldırmaya yarayacak en önemli silahtır. Bilirseniz daha az endişe duyar ve daha az belirsizlik yaşarsınız.

Doğum, içgüdüsel bir kas eylemidir

Doğum (doğurmak) kadınların binlerce yıldır içgüdüsel olarak yaptıkları bir kas eylemidir. Tüm memeli canlılarda aynı mekanizma çalışır. Günümüzde özellikle hızlı şehir yaşamında içgüdülerimizden oldukça uzaklaştığımız ve tamamen düşünce odaklı yaşadığımız yadsınamaz bir gerçek. O yüzden doğuma dair bu içgüdüsel bilgiye de ulaşamıyoruz. Doğum kadın için başına neler geleceğini bilmediği işkencevari bir duruma dönüşmüş durumda. Üstelik pek çok kanaldan korkutucu doğum hikayelerine maruz kalıyorlar. Bu negatif toplumsal hipnoz doğuma dair algıyı iyice korkutucu bir boyuta taşıyor. Doktorlar yeterli zamanları olmadığı için anneleri yeterince rahatlatamıyor. Üstelik doktorların üstünde de çok büyük bir baskı mevcut çünkü artık doğum tıbbi bir duruma dönüştüğü için bütün sorumluluk onların üzerinde. Doktorlarda bundan dolayı haklı olarak en ufak bir risk almak istemiyorlar.

Doğuma dair algıyı değiştirip daha az korkmak (hatta mümkünse korkmadan coşkuyla doğumu karşılamak) mümkün mü?

Kesinlikle mümkün. Bunun için anne adayının yapabileceği pek çok şey var. Doğum hakkında bilgilenmek bunlardan birincisi ve bence en önemlisi. Doğuma hazırlık eğitimine katılmak bu açıdan oldukça önemli. Bu eğitimde doğumun ne olduğunu, sürecin nasıl ilerlediğini öğrenebilirsiniz. Aynı zamanda doğumdaki kasılmalarınızın karaya doğru ilerleyen dalgalar gibi bebeğinizi size getiren dalgalar olduğunu ve ilaç dışı tekniklerle (masajlar, nefesler, hareketler, gevşemeler) bu dalgalarla nasıl başa çıkıp, kendinize ve bebeğinize en iyi şekilde nasıl yardımcı olabileceğinizi keşfedersiniz.

Çevrenizdekileri negatif doğum hikayelerini anlatmamaları konusunda uyararak veya bu tarz konuşmaların olduğu ortamlardan uzaklaşarak kendinizi ve bebeğinizi bu negatif hipnozdan koruyabilirsiniz. Hamilelikboyunca doğum ile ilgili hiç bir olumsuz, negatif cümleyi duymaya ihtiyacınız yok. Aksine bol bol olumlu ve cesaret verici ifadelere ihtiyacınız var.

Doğum öncesinde ve doğumda destek alabilirsiniz

Her şeyle tek başınıza mücadele etmek durumunda değilsiniz. Doğumda bu ebe ve doula gibi profesyonel bir destek olabileceği gibi, mümkünse sizinle beraber eğitim almış, pozitif, soğukkanlı, duyarlı bir yakınınız olabilir. Tabii ki eğer mümkünse eşin bu desteği vermesi tercih edilir. Eğer hamilelik süresinde korku ve kaygılarınız çok üst düzeyde ise bir psikologdan yardım alabilirsiniz.

Hamilelik boyunca kafanızda pek çok soru işareti olması çok doğal. Bunların bir bölümü de doğum ile ilgili olacaktır. Hamilelik anneliğe olduğu kadar doğumun kendisi de hem bebekhem de anne adayı için hazırlanma sürecidir. Bu süreci verimli kullanır bol bol bilgi edinir, bedeninizi doğuma hazırlar ve iç sesinizi dinlemeyi öğrenirseniz doğum şekliniz ne olursa olsun bebeğinizle bir olup rahat, huzurlu ve keşkesiz hatırlayacağınız bir doğum yaşayabilirsiniz.

Uzm. Psk. Sibel Deniz Toledo
Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümünden 2002 yılında mezun olmuştur. Ticaret Üniversitesi’nde Uygulamalı Psikoloji Yüksek Lisansı yapmaktadır. 2 yıl Gestalt Terapisi eğitimi almıştır. İstanbul Psikodrama Enstitüsü’nde Psikodrama Eğitimi almaktadır. Bu eğitim kapsamında Bireysel Psikodrama eğitimini tamamlamıştır.Yetişkinlerle çalışmaktadır. 3 yıl boyunca özel bir huzurevinde yaşlılar ve aileleri ile çalışmıştır. Ailelere yaşlı ebeveyn ile yaşam konusunda Psikolojik destek vermektedir.Doğum Psikologluğu ve Doğum Koçluğu diğer adıyla Doulalık özel ilgi ve çalışma alanıdır. İstanbul Doğum Akademisi’nde Doğuma Hazırlık Eğitimcisi, Doula ve Doğum Psikoloğu olmak üzere 9 ay süren eğitimi tamamlamıştır.Dinlemeyi, anlamayı, destek olmayı seven ve insanları olduğu gibi kabul eden, kendini işine adamış bir psikologdur. Si&Ma Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nde danışanlarını görmektedir. Danışanlarıyla temelde Bireysel Psikodrama ve BDT (Bilişsel Davranışçı Terapi) ile çalışmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.